Karer’in içinde bir köy; Darebi

Bingöl’den (Çewlig) Sütlüce (Darebi) köyüne gidebilmek için; Ilıcalar’ı (Hamamlar)  geçtikten hemen sonra Çır Şelalesi tabelasından girip biraz tırmandığınızda, ağaçların arasından sola doğru sanırım bir demircinin biraz da aceleye getirip yaptığı ve yere bir kazıkla tutturulan küçük sac tabelanın işaret ettiği toprak yol Karer’e gider. Bu tabelanın suçu yazılmamış ama tam ortasından vurulmuştur. O yola direksiyonu kırdığınızda adeta artık başka bir zaman dilimindesiniz.  Eskilerin kağnı arabalarını kullandıkları yollar bile daha bakımlıydı. Uzun, dik ve zikzaklı bir yokuş, taşlı, bol çukurlu, yazın tozlu, baharda ve kışın açık olduğu kısa zaman dilimlerinde çamur deryası bir araba yolu. Şimdilerde yolu asfaltlama ya da onarma yerine insanları ve oradan geçen araçları bu duruma alıştırmakta uzlaşılmış gibi.  Fakat bu yolun sonunda varacağınız yer köyünüz olunca;  ne yokuş, ne toz ne de çamur sizi durduramıyor.

            Tepeye yaklaştıkça karşıdan esen sert rüzgâr beraberinde getirdiği Karer’ in gûl – u reyhan kokusunu adeta baştan aşağı üzerinize sürer.  Rüzgâr bazen o kadar şiddetlidir ki; araçtan inip estiği yöne doğru yürürseniz bedava bir kuru temizlemeden yararlanabilirsiniz. Böylece büyük şehirlerden üzerinize ve ruhunuza sinen kargaşadan, stres ve diğer olumsuzlukların bir kısmından arınabilirsiniz. Öte tarafta yani tepenin ardında atalarımızın yerleşmek, yurt edinmek için mücadele ettiği, yaşamlarını, dillerini, inanç anlayışlarını gelenek ve göreneklerini sürdürebilmeleri için adeta sığındıkları son kaleye doğru yol alırken buralarda olup bitenleri merak ediyor insan…

            Kimisi burada canıyla, kimi aklı, öngörüsü ve cesaretiyle büyük bedeller ödemiş, kimisi tozunda, çamurunda, tezeğinde, pasında kirlenerek berrak sularında yıkanmış, kimi üzerine sinen dar ve sığ anlayışların kiri pası içinde uzun uzun yaşamış.  Kimi oranın tabiriyle “piru-pak” kalmada ısrarcıyken, kiminin günahlar işlediği, birilerinin olmazsa olmazı, birilerinin hiç olmamışı bu mekânın her tarafı kutsal saydıkları tepelerle çevrilidir. Kanyonlardan daha içeri doğru gittiğimizde irili ufaklı bazen dağılan bazen sırt sırta vermiş yükseltilerden, yer yer geniş düzlüklerin olduğu,   yamaçlarından aşağıya doğru yılan gibi kıvrılarak özellikle ilkbaharda birbirleriyle buluşmak için adeta aceleyle akan uzunca derelerden, oluşan coğrafi bir bölgeyi ifade eden KARER’desiniz artık. Burada neredeyse her tepe, her çayır, her düzlük, her derenin bir adı; o adın da bir hikâyesi vardır.

      Karer bölgesi orada yaşayanların orijinal halk anlatımlarında dokuz köyü ifade eder. Bingöl merkezden yola çıkmışsak önce ılıcalar yokuşunu, ardından genelini dikenli bitkilerin ve taşların kuşattığı deşt düzlüğünü geçince görünen ilk tepe Karer Baba tepesidir.  Orada durup nefeslenip aşağılara baktığımızda yavaş yavaş köylerin yerleri uzaklardan seçilebilir hale geliyor. Bu köyler sanki bir kadının gerdanına özenle dizilmiş inci taneleri gibi sıralanır. En yukarda Sütlüce Köyü (Darebi), aşağısında Dolutekne (Yekmal), sol yana doğru giden yoldan devam ettiğinizde  Altınevler (Şirnan), Kabaçalı (Pircan), Çamlıca (Hırçık),  sağa doğru giderseniz Sarıdibek (Korikan), yekmalden aşağı indiğinizde Doluçay (Sağiyan) ve en batısında Elmaağaç (Maskan). Dokuzuncu köyün hangisi olduğuna dair birkaç görüş olduğundan şimdilik bu sekiz köyün dışında yaşayan Karerlilerin yaşadıkları diğer alanları dokuzuncu köy olarak tarif etmek biraz zorlama olmakla birlikte, anlamlı olacaktır. Ama dokuzuncu köy olması muhtemeller arsında Çerme-i  Karer ve yemyeşil doğasıyla ceviz cenneti sayılabilecek Dallıtepe (Cafran) ile Göl mezrasıdır.

       Belki köy doğumlu olup buralardan uzaklarda bir yaşam kuran insanların çoğu böyle düşünceler içindedir bilinmez ama bizler birçok kişinin köyü için bir şeyler yapmak istediğine şahitlik ediyoruz. Bu durum köyümüz adına bir internet sitesi kurma fikrinin olgunlaşmasını sağladı. Ve darebi.com’la köyümüzün tabelasını internete asmaya karar verdik. Hani derler ya vefa borcu…

Biliyorsunuz miktarı yazmaz ama duygusunun altında ezilir insan. Bir şeyler yapmak ister yükünü hafifletmek için, işte bu fikir öyle şekillendi. Belki bir atımlık heyecan olarak kalacak, belki köyümüze ve insanımıza katkısı olacak bir mecra haline gelecek bunu kestirmek şimdiden zor ama biliyoruz ki, ortak emek, ortak çaba ve bilinçle kotarılırsa başarıya ulaşır. Kolektif akıl dayanışmayı kutsar, dayanışmanın olduğu yerde de gelişme kaçınılmazdır.

      Bu Sitede; Sütlüce Köyü’ nün (darebi) hikâyesi üzerinde duracağız. Ancak Karer’i de,  karerliliği de genel perspektif olarak aklımızın bir köşesinde tutacağız. KARER aslında birçok ayrıntısıyla anlatılmayı, gelenek, görenek ve kültürü ile yaşanıp yaşatılmayı hak ediyor. Biz hümanist felsefesi gereği, burada olup biteni aktarmaya çalışırken insanı merkeze koymaya çalışacağız. Daha çok zamanımıza odaklanıp geçmiş ve gelecekle bu noktadan bağ kurmayı önemsiyoruz. Bunu bir tarih araştırması olarak düşünmedik. Önceki anlatımlar ve tasvirlerde yazılan mutlak belirlemelerden kaçınıp daha çok yaşamsal bulduklarımızı öne çıkaracağız. Tutarlı yaklaşmaya hassasiyet göstermek istiyoruz.

            İçerik zenginleştirme çalışmaları yaptığımızda tabi ki köyümüzün tarihini de ele alacağız. Tarih konusu meşakkatli olacaktır zira bu arayışın uzun zamandır olduğunu ancak taşların sağlıklı bir şekilde halen yerine oturduğunu söyleyemeyiz. Çünkü karşımıza belli zorlukların çıktığını görüyoruz. Daha önce de birçok kişinin burayı, burada yaşamakta olan insanların soy, kimlik, kültür, inanç yapılarını anlatmak istediğini görüyoruz. Aslında anlatılmak istenen son üç yüz –  beş yüz yıllık bir geçmiş olsa da sanki üç bin – dört bin yıllık ya da daha evveli bir tarih anlatılacakmış, aydınlanacakmış gibi zorlanmalar –zorlamalar-  olmaktadır. Belki de dünyanın başka herhangi bir yerinde fosil kalıntılarından,  topluluklar hakkında bilgi edinmeye çalışan dil, köken araştırmacıları bile bu kadar zorlanmamışlardır. Bizi zorlayan bilgi-belge olmaması değil aslında, birçok bilgi-belge içinde güvenilir, objektif ve geçmişe doğru ışık tutacak olanları ayıklayabilmek.  İşte bu oldukça zor ama anlamlı olacak gibi duruyor karşımızda. Çünkü araştırdık ki çoğu kaynak yerel anlatımlarla değil de belli merkezlerden dayatılmış. Genelde; burada var olanı yansıtmaktan ziyade politik, ideolojik çıkarlar ve beklentilerle yerelin duygusu, yaşantısı ya da düşüncesi gibi kabul ettirilmiş ve birçoğu bu şekilde hafızalarda yer etmiş Adeta kırk kez söylenip-söyletilip gerçek olmuş bir tarihle karşı karşıya olduğumuzu söylesek abartmış olmayız.

       Eskilerin dilden dile anlatarak taşıdığı geçmiş, kültür ve hatta inanç anlayışı belli bir zaman diliminden sonra başkalaşmaya yüz tutmuştur. Kendi doğallığında yaşanmasına bir nevi müdahale edilerek günümüz koşullarına cevap veremeyen bir hal almıştır. Burada objektif olmak gerekirse karşılıklı bir rızalık gösterme de yok değil. Aslında bize vurucu gelen bu rızalığı oluşturan toplumsal bilinçaltı…

     İşte tüm bunları, kendimizi, toplumumuzu, köyümüzü ve geçmişimizi daha iyi anlamak için, en önemlisi de yerelimizden dünyaya daha sağlıklı bakabilmek için, yani insanlık ırmağına köyümüzden katılmak için burada bir kapı aralıyoruz darebi.com’la. Bu sayfanın bir kişiye, derneğe, vakfa ya da bir anlayışa ait olmasını amaçlamıyoruz. Heybesinde Darebi’ye Karer’e dair bir klamı, bir hikayesi, masalı,  bir anısı, bir bilgi ve belgesi, söylemi ve söylencesi olan herkese açık olmasını istiyoruz. Tabi ki bir süzgecimiz olacak, doğru – yanlış, iyi – kötü, gerekli – gereksiz karşılaştırmaları yapacağız. İnsan merkezli ve doğayla barışık olacağız. Herkesin söz hakkına saygılıyız ama biz kulaklarımızı doğru ve yaşamsal sözleri olanlara kabartacağız.

        Sitemizin içeriğini zenginleştirme çabalarımız biraz zaman alabilir, bu sebeple herkesin bu işin bir ucundan tutmasını önemsiyoruz. Astığımız bu tabelanın altının ortak emekle doldurulabilmesi için bize yazabilir veya iletişim kurarak fikirlerinizi paylaşabilirsiniz…

Darebi.com/editör

 

Updated: Haziran 14, 2017 — 3:06 am

The Author

admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir